Kişniş (Coriandrum sativum), gastronomi dünyasının en çok kutuplaşma yaratan bitkilerinden biridir. Bazıları için taze, narenciye benzeri bir aroma sunan bu bitki, bazıları içinse katlanılamaz bir "sabun" veya "böcek" tadı anlamına gelir. Bu durumun arkasındaki neden basit bir damak tadı tercihi değil, derinlemesine bir genetik ve nörobiyolojik mekanizmadır.
Genetik Bir Gizem
Kişnişin tadı hakkındaki bu derin görüş ayrılığı, yıllardır bilim dünyasının dikkatini çekmiş ve yapılan geniş çaplı genom araştırmaları sonucunda bu durumun tesadüf olmadığı kanıtlanmıştır. İşte bu algı farkının bilimsel temelleri:
1. Genetik Kod ve OR6A2 Reseptörü
23andMe gibi genetik araştırma şirketlerinin binlerce katılımcı üzerinde yaptığı çalışmalar, kişnişi sabun tadında algılayan bireylerin koku reseptör genlerinde ortak bir varyasyon olduğunu saptamıştır. OR6A2 adı verilen bu koku reseptörü genindeki spesifik bir mutasyon, kişinin kişniş içindeki belirli kimyasallara karşı aşırı duyarlı olmasına neden olur (Eriksson et al., 2012).
2. Aldehitlerin Kimyasal Rolü
Kişniş aroması, aldehitler olarak bilinen bir grup organik bileşik tarafından belirlenir. Bu bileşiklerin bir kısmı taze ve bitkisel kokarken, diğer bir kısmı sabun yapımında kullanılan kimyasal yan ürünlerle ve bazı böceklerin (özellikle tahtakuruları) savunma amaçlı salgıladığı sıvılarla benzerlik gösterir.
OR6A2 gen varyasyonuna sahip olan bireyler, kişnişteki bu "sabunsu" aldehitleri diğer aromalardan çok daha baskın bir şekilde algılarlar. Sonuç olarak, bitkinin narenciye benzeri ferah notaları bu kişiler için tamamen maskelenir ve geriye sadece temizlik malzemesini andıran o rahatsız edici tat kalır (Mauer & El-Sohemy, 2012).
3. Nörolojik Algı ve Koku-Tat İlişkisi
Tat algımızın yaklaşık %80'i aslında koku duyumuz tarafından belirlenir. Kişniş ağıza alındığında, aromatik bileşikler burnun arkasındaki koku reseptörlerine ulaşır. Beyin, gelen bu sinyalleri daha önceki deneyimlerle eşleştirir. Genetik olarak bu aldehitlere duyarlı olan bir beyin için kişniş, besin zincirine ait bir öğe olarak değil, "yenmemesi gereken bir kimyasal" olarak kodlanır.
4. Kültürel Adaptasyon ve Alışkanlık
İlginç bir şekilde, genetik yatkınlığa rağmen kişniş nefreti zamanla aşılabilir. Araştırmalar, kişnişin yoğun kullanıldığı mutfaklarda (Meksika, Güney Asya vb.) büyüyen veya bu tada maruz kalan bireylerin, beynin bu aromayı "güvenli" olarak yeniden kodlaması sayesinde bu nefretten kurtulabildiğini göstermektedir. Bitkinin ezilmesi veya püre haline getirilmesi, içindeki enzimleri serbest bırakarak aldehitlerin yapısını değiştirir ve sabun tadının azalmasına yardımcı olabilir.
Kaynakça
- A genetic variant near olfactory receptor genes influences cilantro preference - Eriksson et al. (Flavour Journal) https://flavourjournal.biomedcentral.com/articles/10.1186/2044-7248-1-22
- Prevalence of cilantro (Coriandrum sativum) disliking among different ethnocultural groups - Mauer & El-Sohemy (Flavour Journal) https://flavourjournal.biomedcentral.com/articles/10.1186/2044-7248-1-8
- The perception of coriander (Coriandrum sativum) aroma - Knaapila et al. (Chemical Senses)https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22903819/
- Human olfactory receptor OR6A2 as a mediator of the aldehydes in coriander - Wysocki et al.https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25608244/
Kişiye özel bir beslenme planı mı istiyorsun?
Buse'den danışmanlık al


